| t/AHİR |
El Âh
Ekdikleri dâne-i şirâre Biçdikleri kalb-i pâre pâre Ektikleri kıvılcım taneleri, biçtikleri paramparça kalp idi; buyurmuş Şeyh Galip Hz.’ri. Dil yani sözlerin şadırvanı, insanların başına giydirilen güneş ve ona bağışlanan beyan huzmeleri. Kişi hak sözle vücuda gelse mahiyetinin sırrı karşısında dize gelme şerefini bulabilse ölümsüzlük ülkesine bir şehir sayılabilir. Birkaç harfin büyüsü ne kadar azametli bir saadeti saklıyor ve yine aynı derece elem dolu yıkıma sahip. Mevlana Hz’rinin “zerrede saklı dediği güneş ve güneşin etrafında ki güneşler” tabiri harfler içinde kullanılabilir mi, bir kelime yada bir cümle kainatı resmedebilir mi bu manayla? Param parça kalp izahı, girift yapısında sanatını ve diriliş muştusunu haykıran gonca gül kadar anlatılabilir ancak. Solmak üzere olan güneş ve onun önünde can çekişen, çırpınan hayat veya hayatlar. Varlık alemi, cismaniyet kuşağı gözlerimizi tarıyor her gün ve her an. Her saniye süzülen güneş ve beraberinde uzayıp yitip giden gölgeler bize yolların derinliğini söylüyor, yolları ve gidenleri. Maddenin kuvvetli suretinde kaybolan manalar neler neler söylüyor da gözlerimiz görmüyor, kalbimiz hissetmiyor belki de. Öğlen vakti tam tepe noktasında iken güneş kudretimizi ve huzurumuzun Al-i Cenab surette bizi manadan ne denli gafil kıldığını temsilen işaret ediyor bana göre. Kayıp gölgeler eşyanın vücüduna sığınıyor, insan kendi kudretiyle yaşadığını sanarken mana ne denli saklı ve ne denli ihtiyaç olduğu gerçeğini haykırıyor da; görmez oluyoruz gölgeler yoluyla. Yavaş yavaş gücümüz tükendikçe, manayı yani gölgeleri idrake başlıyoruz hatta bazen eyvah, bazen ah ediyoruz. Saadet ve bolluk içinde Allah’a olan sadakatsizlik yokluğa acziyetimize dem vurduğunda ne kadar ayan beyan “bana ihanet ettin” diye tokat oluveriyor. Kederlenmek için küçük şeyler yetiyor, peki ya saadete ve neşeye yada en güzel ve baki olan iç huzura ne yeter. Kalbime yıllarca kıvılcımlar ekmişliğim Şeyh Galip Hz’rinin mısaralarıyla yeniden idrakime yansıdı. Kimbilir kaç yıl olmuş okumuşluğum ve orada kalmış sadece okumuş ama anlayamamışım, şimdi de ne kadar anladığım meçhul. Bilincimin dudakları bu inci memelerden emeceğini emmiş ki; şimdi büyüdüğüm bu mısraların içindeki huzmeleri azcık anlıyorum. Bediüzzaman Hz’nin anne sütü için getirdiği izahlar yansıyor aklıma “sair pislik ve kan içinde arındırılıp süslenen ve müthiş zenginlikle işlenen gıda” izahı elimi kolumu dalgalandırıyor gönlümü titretiyor. Pisliklerin içerisinde vazife-i asliyesine doğru yürüyen ilim damla damla açlığımı bitiriyor. Kalben param parça olmak Mevlana Hz’rinin mana kılıcından bir ışıltı; Sîne hâhem şerha şerha ez firâk
Evet iştiyak derdi, sevgili yüzüne okunmamış bir dizi nükte olmakta. Dil demir gibi olunca elbette sürttündüğü yerde kıvılcımlar doğurur. Göz kuyuda fare olunca yiyecek sandıkları elbette denizlerde selamette olur. Bir sevda mahzeniymiş mazi, o bir gemi ve ben içinde giderken karaya ulaştım ve toprağın kokusuna daldım gittim. Zaman sonra uyandım irkildiğimde ardımdan uzaklaşıp çoktan gitmişti. Takatim düştü ve nerde su sesi duysam koştum, seraba aldanıp uzaklaştım kıyıdan, sonra bir kuyunun içinde bir damla su sesi duydum, sevdalı gönlümle koşup yapıştım. Öylece uzayıp gitti gönlümün elemi. Ah Sevgili diyerek… Ellenince bulutlar, ayaklandılar uzaklara Güneşimde çekip gidince, Hükmü kalmaz oldu eliflerin O ki; servilerin dayanağı sevgili , O ki; duru zerafet. Yıkılıp gitti gölgeler arasında elif gibi. 18:14 - Cuma, Aralık 18, 2009 - Yorum {yok} - yorum yazAyasofya
Hayat anlamadan geçilen yol kadar kolay olsaydı keşke. Tutunma hissi olmadan düşebilmek olsaydı , acısız bir düş gibi. İç aleminde milyarlarca söz dalganalınıyor ve bir dil bunu kaldıramıyor çaresiz ve yılgın şuurum. Dünyada milyarlaca dil ve milyarların her birinde ayrı dalgalanan deniz, ayrı maveraları yankılayan gönül boşlukları mevcut. Her insan, her canlı bir şey konuşuyor, her birinde ayrı ses beliriyor. Su damlasının sesi, Dünyanın dönerken çıkardığı boşluktaki ses, sineğin kanadında ki vızıltı, telefonlarda ki melodiler, bilgisayarlarda ki fan sesleri, elektiriğin kablolarda ki dirence karşı akım sesi, ırmağın taşa vururken çıkardı homurtu, çölde güneşle genleşen ve gece donup çatlayan taşın sesi, anne karnında bebeğin, rüzgarla kırılan dalların, düşen yaprakların sesleri, yazarın şairin elinde kağıdı işleyen kalemin cızırtısı, saçını kaşıyan insanın derisine tutunan ses ve daha bir çoklar. Hepsi hayatın sesi ve ruhunu temsil eden olgular. Beni tasvir eden ateşin içinde ki odun. Kabuğunun çıtırtıları ve içinde ki suyun kaynayıp fısırtılar oluşturması ateşle kaynanıp dumanlar oluşturması ve en sonunda yenilip köz oluşu. Odunun ateşle sevişmesinin sonucu ortada; taş ile su ne kadar doğurgan ise o kadar. Mabedlere bakıyorum sırayla İstanbulun yüzüne, her biri ayrı güzellik ve cıvıltıda. Şadırvanlarda ki suyun ayrı ayrı akışı gibi her bir kapısından binlerce insan fışkırıyor sokaklara meydanlara. Sanatsal yüzlerinde zevk ve saygı aşikar halde ben diyerek feryat ediyor. Ama bunlar beni doyurmuyor her biri sadece zevk mekanı hiçbir anlamı yok hepsi taş yığını, biri müstesna Ayasofya. Yaz, kış demeden onu izlemek ayrı bir güç ve huzur katıyor ruhuma. Aklımı ve gönlümü doldurmak onun güzelliğini ve inceliği alçaltmaktır o ancak Ruhu temsil eder ve ancak onu teselli edebilir, büyüklüğüne bu yaraşır. Bir yapı değildir, başlı başına bir fikir ve fetih ülküsüdür. Kâbe-i Muazzama değildir elbette, Mescid-i Aksa da değil ama onları tamamlayan ve onların müştemilatı hükmünde birlikteliktir. Ayasofya benden bir parça değil, ben ondan bir parçayım diyebildiğim özel bir olgu ve özel bir kavramdır. Onun kızıl yüzü, diriliği, haşmetli mahviyeti beni anlamlandırır, yalnızlığı bendendir. Büyük bir mihenk büyük bir davadır. Hz. İbrahim’in -a.s.- işaretlediği Haremde değildir,Efendim Hz. Muhammedin -s.a.v-.Medine-i Münevvereyi Harem kılışı gibi harem değildir. Fatih Sultan Mehmet Hz.rinin mahiyetinin sırrınca haremdir. Aslında Hz. İbrahim a.s. ile başlayan ve Efendim’e (a.s.m) kadar uzanan Tevhidin son harem taşıdır bana göre. Kıyamete kadar emanet edilmiş ruhaniyettir. İhanete uğramış ve sefillere heykel gibi gözüken ama ağlayan bir kalptir. Nesil muhafaza edemedi Yezid’in Kabe’yi yıkması gibi, zalimlerin Aksa’yı kuşatması gibi, ihanette Ayasofya’yı kuşatıp yıktı. Beni önceki zamanlarda ona doğru çeken sırrı biraz biraz algılıyorum galiba. Gidecek hiçbir yerimin olmadığı günlerde sisli ve yağmurlu havalarda onun karşısında ki duvara çekilip izlemek bana zevk ve huzur veriyordu, yağmurlu kaç gece onun karşısında uyuduğumu Allah biliyor. O güzel gecelerin feyzidir belki yılmadan sessiz sedasız her bir ihanete ve algılayışsız nankörlüğe tahammül edişim. Vakarla dimdik ve ruhunu henüz teslim etmemiş etmiş olsa bile Süleyman a.s. gibi, asasına inancına Fatihine sadık halde bekliyor. Biz onun ne zaman öldüğünü bilmeden aldanmışlığımıza hayflanıp her bir parçasını kendimize mezar taşı kabul edeceğiz, kimbilebilir ki? Gökler dürüldüğünde, dağlar yürütüldüğünde Ayasofya’da kımıldayacak yerinden. İngiliz Şair Lord Byron’un şu dizeleri içimi yaktı ona bakınca;
Akşam karanlığını Ürküten koyu, renk aldığında En karamsarinsanlara İlettiğin o kıvançlı, şen yanını Gökten usulca siler; Oysa gözlerinin arkasında ışık Solmaz yüreklerden *** t/AHİR/ce 10:46 - Çarşamba, Aralık 16, 2009 - Yorum {yok} - yorum yaz
|
..Harikûlade bir İzleyiş için İnşaallah..
Fatma TATLI "Namaz, Aferin'i Hakettiğin Yer" | HakkımdaAna Sayfa Profilim Arşiv Rss Son Yazılar - El Âh - Ayasofya - Valizler - O'nunla - Travma saati - dün/ya... - kadın/cık - Gazzem - Güz - Filistinde - Kaldırım düşü - Sisli Toprak - sağırın kulakları - Mumya - Bana aşk deme Arkadaşlarım • 1984nilufer • gulistan • medreseizehra • yurekyanginlari • zerirem • Yeni ırmak blogcu • acizem • charmangel • halesira • gecelerinsultani • kelebekimm • askinadilenciyim • sonsuzruh • ilayusuf • zellankadef • manevihayat • bolahenkk • risaleinurdanvecizeler • nursahkaraca İsTiFaDeLiK::..::Kur'an-ı Kerim (Pdf)::..::SesliKur'an.com Resulullah.org Beytullah:..infografik..: Usve-i Hasene Sesli Kuran Meal Prf.Dr.Suat Yıldırım Risalei Nur Bediüzzaman Said Nursi Hz.'ri (K.s.). SemazenNet NurPenceresi D@rûlKit@p SayhaDergi BurçFm ZamanGazetesi |